22 Ocak 2017 Pazar

Homemade Tales Başlıyor

      
    Yolda yürürken apartmanların arasından başka bir apartman göz kırpar.Diğer apartmanlara girer gibi girersiniz içine.Apartmanın dikeyliğinde  gideceğiniz kata asansörle yükselir  belki de yavaştan  merdivenleri kullanırsınız nefes alışverişlerinize kalp atışlarınızın sesi karışarak. Kapalı kapıların ardındaki başka  başka  hikayelerin komşusu olursunuz bir süre.Sonra  aradığınız kapıya gelirsiniz. Zile basarsınız.Zilin sesi kulağınızdan içeri girer girmez  başlar eşik cini konuşmaya.Size  daha önce hiç düşünüp düşlemediğiniz  belki de cevabından emin olduğunuzu sandığınız sorular yöneltir. Şaşıp kaldığınız biran  kapı açılır. Ev sahibinin güler yüzü karşılar sizi. Bu arada ayakkabılarınızı çıkarmayı unutmayın. İngilizce ‘’İf I were in your shoes ‘’ derler ya  hani ben senin ayakkabının içinde olsam (yerinde olsam)  anlamında..İşte kendinize biçtiğiniz ya da size biçilen  o bir çift ayakkabıyı bir süre dışarıda bırakın. Yalın ayaklarınız , renkli renksiz,  yeni eski ,yırtık sökük  çoraplarınız  ev terliğiyle buluşsun ya da öylece kalsın. Bilinmez bir hikayeye doğru bir adım atın.Mevcut hayat hikayenize bir de ev terlikleri ya da o ayak hallerinizin içinden  bakmayı deneyin bir de…Bu yeni mekan içinde   kurulmuş çemberde yerinizi alın.İsteyenler hikayesi olan paylaşmak istedikleri yiyecek ve atıştırmalıkları  getirsin ortak sofraya.Açılsın çemberimiz  .Kendimize ve birbirimize can kulağı verelim Hikayelerimiz birbiriyle  buluşsun.Oradan yeni bir hikayeyi düşleyelim.Kendi gerçekliğimiz ile bağ kurup anlatılan  hikayelerde  başka bir ben bulalım.Ortaklıklarımızı keşfederken farklılıklarımızı  ve biricikliğimizi de kutlayalım.Hayal dünyasının sonsuzluğu ve sınırsızlığında oyunbaz çocuk hallerimizle dolaşalım.Bu devam eder gider…En iyisi bu Çarşamba   Alsancak’daki bir evde buluşalım da bakalım bu buluşma bizi nereye  götürüyor ,hep beraber görelim .Homemade Tales buluşmaları başlasın !!!Facebook etkinliğine ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

   

18 Aralık 2016 Pazar

Homemade Tales

          Hayalini kurduğum  ve geçen seneden beri dillendirdiğim homemade  tales *  buluşmaları hayata geçmeye hazırlanıyor.Yeni  yıl itibariyle    evini açmak isteyenlerin  kapısını çalıp  davete  icabet edenlerle  eşikten geçip aynı çatıda  buluşuyoruz. Çemberde herkes yerini alıyor ve hikayelerimizi  birbiriyle buluşturuyoruz.
        Açacağım bu alanda öncelikle niyetim  dinleme kaslarımızı  güçlendirmek ,birbirimizin hikayelerine can kulağı vermek.Bağ kurmak ve mevcut bağlarımızı güçlendirmek, beraber hayale yatmak, hayallerimizi  paylaşmak, içimizdeki çocukla buluşmak oyun oynamak, saçmalama özgürlüğü tanımak kendimize, yaratıcı tarafımızla bağ kurabileceğimiz farklı egzersizler yapmak bazı bazı dans  edip hareket etmek  bazı bazı yazıp çizip resmetmek. Çok esnek, yenilenmeye ,değişime her an açık bir alan. Bir niyetim de aslında  bu  buluşmaların şehirlerde topluluk oluşturma sürecine  hizmet etmesi.Aklımda gönlümde paylaşmak istediğim çokça şey var .Gelen insanların da ihtiyaçları istekleriyle beraber yoğrulacak bir süreç .Ben epey heyecanlıyım. Nasıl olacağını ben de bilmiyorum.Yapalım görelim Daha çağrı açmadan  evininin kapılarını açmaya gönüllü  arkadaşlarım var sırada.Çok şükür .Aylık olmasını niyet ettiğim  yaklaşık 15 kişi ile sınırlandırmayı düşündüğüm bu buluşmaların ilki  Ocak ayında Alsancak’da bir arkadaşımın evinde olacak. Detayları ilerleyen süreçte paylaşacağım.

*Homemade tales  ismini İstanbul’da şifahen masallar anlatan arkadaşım Beyza Akyüz’den duydum.Yaşadığı  evde yaptığı masal geceleri var ben bunu başka evlere de taşımak istiyorum.

16 Şubat 2016 Salı

Masal Kervanı

     Masallarla olan yolculuğum akıp giderken ,   bir an durup nerden nereye  geldiğimi düşündüm.  Tek başıma yaptığım ilk masal gecesinin  8 Mayıs 2014 tarihinde  Bornova Beirut Cafe’de olduğunu fark ettim.O ilk masal gecesini yapmak için ihtiyacım olan cesareti  tanımadığım bir insanın paylaştığı bir yazıdaki sözde bulmuştum. ‘’Ve bir tomurcukta sımsıkı kalma riskinin, çiçek açma riskinden çok daha acı verdiği gün geldi...''. Anais Nin'in  söylediği bu söz çiçek açma mevsimimi hissettiğimde , tomurcuk kalmaya çalışarak kendimi ne kadar engellediğimi bir kez daha görüp  hayat döngümün akışına izin vermemi bana tekrar hatırlattı. İlk masal gecemde başka bir niyetin de  tohumlarını ektim hayat toprağıma.Geze geze farklı şehirlerde masal anlatmak.Bir masal kervanı. Beirut Cafe kapansa da bu niyet tohumu  benle beraber yolculuğuna devam etti.Hayal ettiğim bu yolculuğu idealize ederek, zamanımın olmayışını bahane ederek, yeterince masal bilmediğimi öne sürerek bu tohumun filizlenmesi için uygun şartları gözetmedim, bu niyet  tohumu da  filizlenmedi.Ta ki  benim doğduğum topraklara adım atıp  sosyal medyada bir görseli görmeme kadar..Betonu delip  çıkan bir çiçek gibi niyetim filizlendi.Bana  ilham veren görselde Moldova’daki  kadınlar karlarla kaplı bir bölgede kuru bir ağacın etrafında el ele tutuşup çember kurmuş şarkı söyleyerek (şarkı söylemelerini ben hayal ettim J) ağacı  baharın gelişi için cesaretlendiriyorlardı.


Ben de içinde olduğum topluluğun, hayat hikayemdeki kahramanların, biriktirdiğim masalların etrafımda çember oluşturup beni bu yolculuk için cesaretlendirdiğini hissettim.Haberci Tanrı Abraxas ile beraber hem baharın gelişini insanlara haber vermek    hem de bahar gelmemiş hayatları baharın gelişi için cesaretlendirmek niyetiyle  düştüm yollara..Masal kervanı kulağıma ilk masalların fısıldandığı Silifke’den başladı,Mersin ve Adana ile  devam etti. Kervanın devamında gitmeye niyetlendiğim şehirler Denizli,Antalya,Isparta,Konya ,Ankara, Eskişehir,Bursa,Çanakkale ,İstanbul ve İzmir . 40 gün 40 gece sürecek bu yolculukta  masallarla,hikayelerle insanlar arasında ilmek ilmek  ağlar örmeye , insanların ve şehirlerin  hikayelerine  can kulağı vermeye ,masalları yeni mekan ve insanlarla buluşturmaya, aynı çatı altında düş zamanında  vakit geçirmeye niyet ediyorum.Tüm bu şehirlerdeki tanıklıklarımı ve masal kervanının bende uyandırdıklarını da daha fazla yazarak paylaşmak istiyorum.


Masal Kervanı yarın  akşam Denizli ile yolculuğuna devam ediyor..

19 Aralık 2015 Cumartesi

Yüzleşen Masallar


      Tüm ''yüzsüzlüğümle''  davet ettim korkularımı ve  masal yolcularını..İki soru çok canlıydı içimde. Korkularım beni ne yapmaktan alıkoyuyor? Kalbim neyin açlığını çekiyor?
Kırkmerdiven Cafe'deki son masal gecesinin giriş bölümünden.. 

Yine her sabah olduğu gibi  aynı saatte çalan alarmla  yeni  bir  güne gözlerimi açtım.Sıcak yatağımdan  dışarı çıkmamla  kaybettiğim sıcaklığı rengarenk yeleğimi giyerek bulmaya çalıştım.Hızla tuvaletin yoluna koyuldum.Elimi yüzümü yıkadım.Bir lokma ekmeğe  gözüme ilişen bir şeyler sürüp yiyerek geçiştirdim kahvaltımı. Peki ama tüm bunlar her sabah  yaptığım şeylerdi  bugünü farklı kılan neydi?
  
 Her ne olduysa evden çıkıp  yolda yürümeye başladığımda oldu.  Patlayan bir bombayla   ortaya   çıktı korkularım.Öyle çok korktum ki korkudan yüzüm düştü.Kalabalıklar içinde kaybolan yüzümü aradım  tekrar aradım  sonra biran aramayı bıraktım ve düşündüm yüzsüzlük belki de iyi bir şeydi.İlk etapta alışık olmayınca yüzsüzlüğümü gizlemek için en çok satan gazetelerin sür manşetli haberlerinden küpürler kesip başka bir yüz yaptım kendime  .Zaman geçtikçe   televizyon  ekranının arkasından bakmaya başladım olmayan gözlerimle hayata.Yeni maskeler  geçirdim kafamın arkasına  her an yüzüme geçirmeye hazır maskeler.Kan kokusunu  koklamamak için burun deliklerime parfümlü pamuklar tıkadım.Dilim ezberlerimi tekrarladı durdu bozuk bir plak gibi.Kulağıma muhafızlar diktim gerçekleri içeriye almasın diye.Kalbimin derinlerine dokunmaya başlayanlardan hep kaçtım.Gizledim yüzsüzlüğümü  ama belli  bir yerden sonra patlak verdi .Gizleyemedim  yüzsüzlüğümü  .Yüzsüzlüğüm açığa çıkınca ne yapacağımı bilemedim.Sonra  açığa çıkarsa çıksın dedim kendime  her ne yapıyorsam kimse bana  hangi yüzle bunları yapıyorsun diyemez ki  onca yüzsüz varken  ortalıkta..

Zaman geçtikçe düşünmeye başladım   kim bilir şuan gerçek yüzüm nerede?Bir ege kıyısında sahile vurmuştur belki.. Belki de faili meşhur larca  toprağa gömülmüştür.Biri çöpe atmak istemiş öteki çöpten alıp bit pazarında 1 liraya satmıştır pazarlıkla …





Yeni  bir gün yaklaşıyor..Güneşe gebe gece , sessiz   ıkınmalarıyla güneşi doğurduğunda kalp  atışlarımın hızlanması yeni dünyanın gelişinin habercisi belki de.Kalp atışlarım öyle güçlü ki zamanla zihnimdeki  ezberlerimi, doğrularımı,yanlışlarımı ,önyargılarımı ,öğrendiğim her şeyi birer birer yerle bir ediyor.Sonrasında saf sevginin can suyu olduğu bir sarmaşık filizleniyor kalbimden ,tüm bedenimi sarıyor.Maskelerimi bir bir çıkarıyor ve beni ölüme götürüyor .Tabutumda  yeniden doğuyorum ben.Tabutumu beşik yapıp, kendime ninniler söylüyorum.Masalların gücüne bir kez daha tanıklık ediyorum.Yeni olanı arıyorum ve  her birinizin içinde  gerçek  yüzümün bir yansımasını görüyorum.Kendi karanlığımda   kaybettiğim gerçek yüzümün  varlığını hatırlıyorum.Gözlerinizin derinlerine dalıp   yitirdiğimiz  o bağı  örüyorum ilmek ilmek.Kalplerinizde  yeniden açacak o çiçeklerin kokusunu özlemle içime çekeceğim günlerin hayalini kuruyorum.Anlatacağım masalları dinleyecek o can kulağına bakıyorum yeniden. Yüzümün parçaları birer birer  aydınlanıyor .Karanlıkta kalmış yanlarını kalbimden akan sevgiyle, barışla ,güvenle, aşkla  gösteriyorum.Özümden çıkan bir çift göz koyuyorum..Artık korku yüklü göz kapaklarım  öfkeyle ,nefretle  kapanmayacak. Daha çok açacağım gözümü gönlümü barışa,güvene,neşeye,sevgiye.Eskiden yeniye geçen eşikteki masalların büyüsüyle..

12 Temmuz 2015 Pazar

Örümceğin Şarkısı

    Masalları  sevdiğim farklı mekanlarla buluşturma niyetim en sevdiğim yeleklerimi aldığım Vatkalı Güve’nin   kahramanları Çağdaş ve Duygu ile olan sohbetime konu oldu.Vatkalı güve, eskilerin herbirşeyi dükkanında  baktığım her köşede bir hikaye saklı   dururken   orada bir masal gecesi  düzenlememek olmazdı.Eskilerden bahsetmişken bir süredir peşimi bırakmayan  örümcekler  ve ağ  örme  de bu masal gecesinin   çıkış noktası  oluverdi.Masal gecesinin  açılış masalını burada da paylaşmak istedim.

Gecenin sonunda Diana 'nın  ellerinin büyüsüyle şekillenen resmim
Diana  gezgin  , seyahat sürecini   resimlerle anlatıyor   diğer resimlerine  burdan bakabilirsiniz   


        Sessizliğin ele geçirdiği bir anda başladı her şey....Kendi içine açılan pencerelerin birine yaklaştı ,durdu ,bakışları dolaştı derinliğinde…En son ne zaman yapmıştı böyle bir şeyi, hatırlamıyordu..Sonra bir yürüme sesiyle irkildi  , derinlerde bir yerde   bir    ışık gördü.Işığa  iyice baktığında onu bir çocuğun tuttuğunu fark etti.Çocuk  ,kapalı kapıların  sıralandığı uzun bir koridorda  yürüyordu.Gözleriyle takip etmeye başladı çocuğu.Çocuk ilerde  bir kapının önünde durdu , eski tahta  bir kapı, küflenmiş bir kapı.. Bakan gözlerin  belki de önünden defalarca geçtiği  ancak açmayı denemediği ,açmaya cesaret edemediği bir kapı…Bir anda çocuk kapıyı açtı  , karşısına  beyaz  çarşaflarla  örtülmüş  eşyaların olduğu tozlu bir oda çıktı.Bir çarşafı çekip açtı ,bir yatak çıktı karşısına  …Ne zamandır karanlığın içinde  bilinmezliğe yürüdüğünü bilmiyordu..Yatağı görünce bedenindeki yorgunluğu daha çok hissetti yıllardır biriken o yorgunluk halini , dayanamayıp    yatağa uzandı başını yastığa koydu, tam kendini uykunun şifalı kollarına bırakacakken yan taraftaki komidinin köşesine bir örümceğin ağ ördüğünü fark etti . Belki başka zaman görse   örümcekten korkardı ama bu kadar yakından ilk defa tanıklık ediyordu ağını ören bir örümceğe  öyle heyecanlandı ki  izlemeye koyuldu örümceği... Sessizliğin ele geçirdiği bir anda  örümcek  ağlarını ilmek ilmek  ördü.Gün be gün çocuk her akşam o odaya gidip aynı yatakta yatmaya  örümceği izlemeye devam etti.Günler geçtikçe örümceğe  gün içerisinde yaşadıklarını anlatmaya başladı.Korkularını , endişelerini, hayal kırıklıklarını ..Ertesi gün sevinçlerini, umutlarını ve hayallerini. Örümcek çocuktan  duyduklarını bir bir  ilmek ilmek ağına katıyordu.O korkularından bahsederken ona daha önceki günler  anlattığı  hayallerinin  ,umutlarının ,sevginin ilmeklerini  gösteriyordu.Çocuğun  attığı adımlar ,yaptığı seçimler  ihmal ettiği her şey  ilmek ilmek örülüyordu.Odanın içinden  dışarıya, kalptan zihine , gönülden gönüle , evrenin bir ucuna kadar ağlar ilmek ilmek örüle örüle devam ediyordu.Günler sonra  örümcek  şarkısını söyledi ve çocuk şarkıyı öğrenmesiyle ayrılmanın vakti gelmişti.  O günden sonra     o çocuk  diyar diyar gezmeye  ve örümceğin şarkısını insanlarla beraber söylemeye   ve şarkının ardından gelen sessizlikte    açığa çıkan hikayeyi anlatmaya devam etti.Bugün burada yarın başka bir yerde.

                                          ÖRÜMCEĞİN ŞARKISI 

'' Aşkı ilmek ilmek ör tüm evrenine 

  Barışı ilmek ilmek ör tüm geleceğe

 Umudu ilmek ilmek ör tüm söylemine

 Hayalini ilmek ilmek  ör tüm eylemine 

Bugünden başla ör , ör , ör,

Bugünden başla ör...  ''

4 Haziran 2015 Perşembe

''İz Bırakan Masallar''

         Bir masal gecesini daha geride bıraktım.’’İz bırakan Masallar’’ benim için diğer masal gecelerine göre daha özeldi …Kendimi  arkasına rengarenk  iz bırakan bir salyangoz  olarak hayal ettiğimi söylesem  ‘’iz’’ mevzusunun hayatımdaki  önemini  az çok ifade etmiş olurum diye tahmin ediyorum.Bunun yanında  ritmleriyle Farhood’un masallara eşlik etmesi ve gecede   dans edecek  bir alan açmış olmam masal gecelerinde  çok yeni şeyler benim için o yüzden bunları da o geceyi özel kılan nedenler arasına koyabilirim.    




Masal gecesine davetimi;

Ellerinizin hikayesi ne? 

Ellerim , parmaklarım ve bıraktığı izler…

Peki ya ayaklarınızın hikayesi ? 

Ayaklarım ve bıraktığı izler…

üzerinden yapmıştım..

    



  O zaman hoş geldin seramonisiyle başlayalım..Benim masal gecelerindeki vazgeçilmezlerimden..

  Hoş geldiniz,  bilinene bilinmeyene adım atan ayaklarınızla , hoş geldiniz..

  Hoşgeldiniz  ellerinizin iyileştirici ve yaratıcı gücüyle ,hoş geldiniz,

  İçinizde hayat şarkınızı söyleyen çocukla , hayallerinizle hoş geldiniz

  Yara izlerinizle hoş geldiniz.

Ve sizi siz yapan hayat hikayeniz ,hikayenizin kahramanlarıyla hoş geldiniz…

     Ben   buraya nasıl geldim?Evden çıkmadan önce bir çift ayakkabı geçirdim ayağıma ve başladım yürümeye ..Ben yürüdüm yollar  aktı ayağımın altından..Aslında ben her gün aynı yollardan yürüyorum  ama her gün farklı şeyler görüyorum.Yolda yürürken üstüne basıp geçtiğim taş her gün benim farklı bir halime tanıklık ediyor ve ben o taşa kulak veriyorum beni bana anlatsın diye .. Kimsenin farkında bile olmadan defalarca kez basıp geçtiği o taş başkalarının da hikayelerini ,ayak izlerini taşıyor üstünde..Devam ediyorum  yürümeye  bir ağacı gülümsememle selamlıyor, yeni açan bir çiçeğin yapraklarına güzelliğini fısıldıyorum ve kokusunun  bedenimde  dolaşmasına izin veriyorum.. Sonra  bir an  durup ayakkabılarıma bakıyorum ve  aklıma  İngilizcedeki ‘’İf I were in your shoes ‘’  kalıbı geliyor..Senin yerinde olsam diye çevrilen bu kalıbı  kelime bazlı düşünüyorum ‘’ senin ayakkabının içinde olsam’’  .Sonra  zihnim bulanıyor ,  sorgulamaların ardı arkası kesilmiyor..Ben hayat yolumda ilerlerken kimin ayakkabısının içindeyim? Gerçekten  ‘’kendi ayakkabılarımı’’ mı giyiyorum?Ayakkabılarımı bırakıp ara ara yalınayak koşabiliyor muyum , toprağı ayaklarımla  öpüyor muyum?Arkamda bıraktığım izler gerçekten bana mı ait ?Sorular zihnimi ele geçiriyor…

      Ve sonra ellerim, ellerime bakıyorum..Ellerimdeki çizgileri inceliyorum, nasırlarımı ,tam kesilememiş tırnaklarımı, uzun zamandır çıkarmadığım serçe parmağımdaki hayat ağacı yüzüğünü…Yapan ellerim ,yaratan ellerim, yıkan ,yıkanan ellerim..Ellerimle kendi bedenime dokunuyorum, başka bedenlerle dokunarak tanışıyorum ,dokunarak dinliyorum onları.Ellerimle toprağı buluşturuyorum ,tohumlar ekiyorum.Ellerimin büyüsüyle yaratımı ortaya çıkarıyorum kesiyorum, topluyorum ,ekliyorum, ,dikiyorum,bağlıyorum,renklendiriyorum..

Ve yara izlerim…Onları bazen kaşıya kaşıya kanatıyorum, ne yarası olduğuna bakmadan yara bantlarıyla kapatıyorum , görmezden gelip ruhumun  karanlığına terk ediyorum..Bazen de birini bekliyorum öpeyim de geçsin diyecek birini ve sonra o kişi gelmeden kendim öpüyorum yaralarımı  ve içlerinde saklı bilgeliğin keşif yolculuğunu çıkıyorum..Bu yolculukta dans ediyorum ,içimde akan karanlık nehrin şarkısını söylüyorum…(İz bırakan masallar gecesindeki dans performansının videosu )

   Ve yürüyorum sahip olduğum tüm izlerle , arkamda bıraktıklarımla devam ediyorum yürümeye  ‘’kendi  ayakkabımla’’ bazen çıplak ayak ve arkasında rengarenk bir iz bırakan salyangozun yolunda

  
 Masal gecesinde gelen armağanlarla şükran doluyum.Para armağanları ,kitap ,çikolata ,hikayesi olan nesneler ...Masal yolculuğumda ilerlerken daha çok sarılıyorum yaptığım şeye, daha çok güveniyorum her geçen gün bilinmeze attığım adımda ,ihtiyaçlarımın karşılandığını ve  desteklendiğimi bilerek ..Koşulsuzca armağanlarımı paylaşmaya doğru gidiyorum..Varlığınıza şükran.Teşekkürler.Masallarla ve masallarda buluşmak niyetiyle,



27 Mayıs 2015 Çarşamba

Bir şapkanın Renklerinde Saklı Hikayeler

   Bugün Bornova  Nazım Hikmet Kültürevi’nin bahçesinde  bir masal gecesini daha geride bıraktım.Sabahleyin   zihnimde bugün hangi masalları anlatayım  sorusu dolaşırken eve gidiş yolunda bir an bir rüzgar esti ve  bu renkli şapka uçtu düştü önüme.Renkleri öyle büyüledi ki beni hiç düşünmeden taktım kafama yürüdüm yoluma.Kafama takmamla birlikte bir an kendimi şapkanın  hikayesinin içinde buldum.Çok eski zamanlarda  bu dünyadan göçmekte olan yaşlı bir bilge adamın ellerinin büyüsüyle ilmek ilmek örülmüştü bu hasır şapka.Bu bilge adamın öğretileri parmaklarından  her bir ilmeğe sızmış, ağzından çıkan her bir kelime uçup ilmekler arasında yerini bulmuş, hayata dair umudunu özünden gelen  nefesiyle üflemiş , başka bir dünya hayalini örmüş bu hasır şapkaya.İlk örüldüğünde de hasırın kendine has olan rengini taşıyormuş.Gözlerini yummadan önceki  son niyeti  bu hasır şapkayı  rüzgara bırakacak olması ve onun  dünyada  unutulmaya yüz tutmuş hikayeleri toplayıp tanıklık ettiği hikayelerin her birinin  her ilmekte başla bir renge bürünecek olmasıymış.Rüzgar esmiş ve şapkayı uçurup uzun sürecek  bir keşf-i dünyaya  çıkarmış  çöller aşmış ,dağlar geçmiş  ..Topladığı her bir hikaye farklı bir renk katmış ve bir hikaye anlatıcısı bulup ilmeklerinde  taşıdığı hikayeler  dile gelene dek bu devam etmiş .O beni buldu ve ben de onun ilmeklerinde saklı hikayeleri bugün paylaşıyorum.Sıradaki masal için bakalım hangi ilmekte saklı  hangi renge bürünmüş bir hikaye dile gelmek isteyecek… (Ve şapkayı takar)


  Birer birer  anlattım duyduğum masalları ..Niyet olarak  ben anlattıktan sonra açık sahne yapmak vardı gelenlerin de bir şeyler paylaşabileceği bir alan açmak.Akış içinde bugün bunu gerçekleştiremedik.Gelen insan sayısı da epey azdı.Israrla armağan ekonomisi  ile sürdürmeye çalışıyorum  masal etkinliklerimi  bir yandan da harcadığım zamanı, hazırlık süreci ve emeği  düşününce bazen bu konuda çok fazla sorgularken buluyorum kendimi neden biletli  yapmadığıma dair.Bir yandan da koşulsuzca paylaşmak istiyorum   her ne yapıyorsam beklentiye girmeden direk karşılık beklemeden..Bugün belki az insan geldi ve az para kazandım ama bir sonraki etkinlik için  farklı olabilir ya da başka kanallardan bana destek gelebilir gibi..Para ile olan ilişkimin iyileşmesi için daha çok deneyimler  kazanıp  deneyler yapacağım gibi duruyor şimdilik kafamda dolananlar bunlar..

Bir sonraki masal gecesi ‘’İz Bırakan Masallar’’ 2 Haziran Salı 20:30'da Kızlar ağası  Hanı  Azize Cafe’de olacak.Masallarla buluşmak ,masallarda görüşmek dileğiyle...